İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sibel Yeşilmen yazdı… Her Çarşamba saat 11.00…Dışişleri Sözcüsünün artık ismi var, cismi yok…

Sibel Yeşilmen

Her Çarşamba saat 11.00…

Yazmazdık bile ajandamıza, çünkü ezbere bilirdik. Dışişleri’ne, Balgat’a gidilecek, Dışişleri Sözcüsünün basın toplantısında önce onun bizlere aktarmak istedikleri dinlenecek sonra da aklımızda ne kadar soru varsa sorulacak.

Soru sınırlaması filan olmazdı, özgürce sorardık, her sorunun cevabını da verirlerdi. Yazılmayacak bir şey ise mutlaka belirtirlerdi “off the record” kaydıyla. Biz de yazmazdık. Onu sormayın bunu sormayın diyen olmazdı, o zamanlar basın özgürdü, göreceli de olsa bugüne nazaran çok daha özgür.

Geçtiğimiz günlerde Diplomasimuhabirhaber Twitter sayfam için çektiğim küçük video anonsumda bahsetmiştim, izleyenler bilir. Ama yazmak da istedim. Daha geniş kitlelelere ulaşmak için haber sitemden de. Dışişleri Sözcüsünün artık ismi var cismi yok.

Sözcünün kişiliğine değil bu eleştirim. Sisteme.

Dışişleri Sözcüsü eskiden yazılı açıklamalar yaptığı kadar, her Çarşamba biz diplomasi muhabirlerinin de karşısına çıkar, soruları da yanıtlardı. Şimdi Dışişleri açıklamaları Külliye ile birlikte mi yazılıyor? Ya da hatta onlar yazıp Dışişleri’ne mi gönderiyor bilemiyorum ama Sözcüler gazetecilerin karşısına çıkıp cesurca her soruyu almıyor. Çünkü çıkmıyor…

Artık Ankara’da yaşamıyorum ama Ankara’da yaşayan diplomasi muhabiri arkadaşlara da sordum, en son Dışişleri sözcüsü ne zaman karşınıza çıktı, basın toplantısı düzenledi diye inanın onlar da hatırlamıyor.

Eskiden Dışişlerinin görüşü alınırdı. Dışişleri Bakanlığı adı üstünde dış politikada çeşitli senaryolara uygun olarak farklı diplomasi pencereleri açar alternatifli politikalar sunar, hükümet, Devlet artık Türkiye’nin çıkarlarına uygun olarak, politika ne gerektiriyorsa kararını verdi.

Artık Dışişleri’nin görüşünün bile alınmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Dışişleri Bakanı bazı kritik görüşmelere katılmıyor bile çağrılmıyor.

İstikşafi diyoruz Yunanistan ile 60 küsurunu diplomatlar yürütmüş. Bir bakıyoruz Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü katılıyor heyette görünüyor. Bir sonrakinde yok.

Dışişleri protokol demek, teammül demek, ya da benim bildiğim öyle, hiçe sayılıyor kurallar, teamüller. Niye katıldın, niye çıktın? Bilen yok.

Büyükelçi atamaları, sırasını bekleyen diplomat kollarının tersiyle itilerek, meslekten gelmeyen kişiyle yapılıyor.

Uluslararası Sözleşmelerden bir gece yarısı çıkılıyor.

Külliye’de sanki bir başka Dışişleri Bakanlığı var gibi…

Şimdi diyeceksiniz ki, Eeeee Sibel zaten arka arkaya yazdın. Dışişleri’nin nasıl pasifleştirildiğini, verilen kararı sadece uygulayan, talimatlara uyan, sessiz, sesini çıkaramayan bir Bakanlık haline getirildiğini. Sen de yani, o halde Dışişleri Sözcüsü her çarşamba saat 11.00″de diplomasi muhabirlerini bakanlığa çağırsa ne anlatacak?

O da doğru ya ne anlatacak sahi ?

error: Content is protected !!