İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sibel Yeşilmen yazdı…İlginç. Dışişleri’ne bırakmadı

Son güncelleme tarihi 22 Mart 2021

Sibel Yeşilmen

ABD Başkanı Joe Biden’ın, önceki Başkan Trump’ın tam tersine kurumlara olan bağlılığını biliyoruz. Göreve geldiği ilk günden itibaren de bunu gözetiyor. Doğrudan açıklama yapmıyor, iletişime geçmiyor. Bunu epeydir unutttuğumuz, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Dışişleri, Dışişleri Sözcülüğü ve Savunma Bakanlığı ile Beyaz Saray Sözcülüğü kanalıyla yapıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın ismini artık Türkiye’de neredeyse bu sayede bilmeyen kalmadı. Söylenecek sözler Türkiye’ye bugüne kadar hep Price kanalıyla söylendi, böyle devam edecek diye düşünüyorduk ki. Türkiye’nin bir gece yarısı hamlesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi kararına kadar.

Evet ABD Başkanı Biden, konuya verdiği önemin altını çizercesine, hem de epeyce kalın harflerle Türkiye’yi kendi yaptığı açıklamayla eleştirdi ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmesini, “Cesaret kırıcı ve geriye götüren bir adımdır.” sözleriyle değerlendirdi.

Başkan Biden’ın ardından bir açıklama da Dışişleri Bakanı Blinken’dan geldi. Dışişleri Bakanı Blinken, “Başkan’ın söylediği gibi Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı derin bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle küresel ölçekte mücadele etmeli ve kadınlara İstanbul Sözleşmesi gibi enstrümanlarla koruma sağlamalıyız.” dedi.

Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hala aramadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Cuma günü Putin”e “katil” diyen Biden’ı yenilir yutulur değil, Putin yerinde cevap verdi diyerek eleştirdi.

Şimdi bugünkü açıklamayla, Biden da Türkiye’yi eleştirdi.

Evet karşılıklı açıklamalarla Ankara-Washington ilişkileri geriliyor. Bakalım bundan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan Biden’ın bu açıklamasına ne cevap verecek.

İşte buyrun, Beyaz Saray’dan Biden’ın yaptığı açıklama:

BEYAZ SARAY

21 Mart, 2021

Türkiye’nin, daha ziyade İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden aniden ve sağlam bir gerekçesi olmaksızın çekilmesi derin bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Sözleşme’yi imzalayan ilk ülke olan Türkiye’de kadın cinayetlerinde artış olduğuna dair bilgiler de dahil olmak üzere dünya genelinde aile içi şiddet vakalarında artış görmekteyiz. Ülkeler, kadınları korumak ve suiistimalcilerin hesap verebilmesini sağlamak amacıyla hazırlanan uluslararası antlaşmaları reddetmek yerine, kadınlara yönelik şiddeti sona erdirme yönündeki taahhütlerini güçlendirmeye ve yenilemeye çalışmalıdır. Atılan bu adım, küresel çapta kadınlara yönelik şiddeti sona erdirmeyi amaçlayan uluslararası hareket açısından cesaret kırıcı ve geriye götüren bir adımdır.


Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, dünyanın dört bir köşesinde her ülkeyi etkileyen bir musibettir. Geride bıraktığımız birkaç hafta içinde, Georgia’daki elim cinayetler de dahil olmak üzere kadınlara yönelik çok sayıda korkunç ve acımasız saldırı örneğiyle karşılaştık ve her gün karşılaştığımız toplumsal cinsiyete dayalı şiddet heyulasının her yerde kadınlara verdiği geniş kapsamlı zararı gördük. Bu durum hepimizi yaralıyor. Kadınların hayatlarını şiddetten arınmış bir şekilde devam ettirebildiği toplumlar yaratmak için çok daha fazlasını yapmalıyız. 

error: Content is protected !!