İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sibel Yeşilmen yazdı…Sen de mi Türk Dışişleri?

Sibel Yeşilmen

Daha sıcak… 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde gördük, Türk Dışişleri Bakanlığı hem yurt dışında, dünyanın dört bir yanındaki kadın misyon şefleri hem de Balgat’ta yani Dışişleri Bakanlığı Merkez Teşkilatında üst düzeydeki kadın diplomat ve personeli ile kadın çalışan sayısı son yıllarda en yüksek olan Bakanlıklardan birisi olmakla övündü de övündü. Doğrudur, biz de onlarla övünüyoruz. Sayıları daha da artsın, hatta öyle bir gün gelsin ki kadın diplomat sayısı erkekleri geçsin, sadece Afrika ülkelerindeki Büyükelçiler değil Türkiye’nin Washington Büyükelçisi de, Paris Büyükelçisi de Londra Büyükelçisi de kadın olsun. Dışişleri Bakan Yardımcıları, ki şu an 3″ü de erkek, çoğu kadın olsun. Temennimiz bu.

Olsun da dilerim bu, Türkiye’nin kendi ülkesindeki, kendi şehri, hem de gözbebeği benim de yaşadığım İstanbul’un adını taşıyan İstanbul Sözleşmesine yeniden döndüğü, katıldığı ve uyguladığı bir Türkiye’de olsun.

Geleneksel Türk aile yapısına zarar verdiği ve eşcinsel ilişkileri ve evililkleri cesaretlendirdiği gibi bir takım bence temelsiz nedenlerle Türkiye Sözleşmeden çekildi. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı beni de çok üzdü ve kızdırdı . Dilerim, çekilme kararını geri alır. Zira, İstanbul Sözleşmesi kadına karşı ve aile içi şiddetle mücadele eden, yasal açıdan bağlayıcı ilk uluslararası doküman, bu nedenle çok önemsiyorum.

Dışişleri Bakanlığı’nda aldığım son rakamlara göre 257 büyükelçi görev yapıyor bunların 193’ü erkek, 64’ü kadın. Kadın büyükelçilerin 39’u dış temsilciliklerde görev alırken, 25’i de merkezde çalışıyor.

Türkiye bir gece yarısı Kararı ile İstanbul Sözleşmesinden önceki gün çekildi. Doğal olarak Türkiye ayağa kalktı, özellikle de biz kadınlar. İletişim Başkanlığı başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı birimleri, Bakanlıklar çekilme kararını savundu da savundu. Buna elbette en sonunda dün akşam saatlerinde Türk Dışişleri de katıldı hem de AB ile ilişkilerin göreceli de olsa, güzel bir atmosferde seyrettiği, pozitif açıklamaların geldiği şu günlerde.

AB Dışişleri Bakanları bugün Brüksel’de toplanıyor ve zaten ilk tepki de geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas:”Son günlerde gördüklerimiz, HDP’ye kapatma davası ve özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi kesinlikle çok yanlış sinyaller” dedi.

Dışişleri Bakanlığı,Türkiye’nin Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden Çekilmesine Dair Uluslararası Tepkiler Hk.başlıklı bir açıklama yaptı.

Dikkatinizi çekti mi? İstanbul Sözleşmesi bile denmemiş. Başlıkta olduğu gibi açıklamanın içinde de tek bir İstanbul lafı geçmiyor.

Açıklama şöyle:

Türkiye Cumhuriyeti, haklarının ilerletilmesinde, toplumsal rolünün güçlendirilmesinde ve şiddete karşı korunmasında daima kadının yanında olmuştur.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadına karşı şiddetle mücadele etme temel amacıyla hazırlanmış bir Sözleşmedir. Bununla beraber, Sözleşme içeriğindeki unsurlar ve çeşitli uygulamalar kamuoyunda hassasiyet yaratmış ve eleştirilere neden olmuştur. Esasen Avrupa Konseyi içinde de pek çok ülkede Sözleşme’ye ilişkin tartışmalar yaşanmakta olup, Sözleşme’yi imzalayan bazı ülkeler, onaylamaktan imtina etmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Sözleşme’den çekilmesi, kadına karşı şiddetle mücadeleden ödün verme olarak yorumlanmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal mevzuatında kadın hakları en ileri normlarla güvence altına alınmıştır. Ülkemiz bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına karşı şiddete sıfır tolerans anlayışı, ayrıca kadın haklarının daha da güçlendirilmesi ve kadına karşı şiddetle mücadelenin daha etkin sürdürülmesi amacıyla gerekli tüm tedbirleri ilgili kurum ve kuruluşlarıyla birlikte almaya devam edecektir.

Şimdi soruyorum.

Eğer, bu açıklamaya inanan, gerçekten, yürekten, vicdanen inanan tek bir Kariyer diplomat varsa Türk Dışişleri’nde, ben hiçbir şey bilmiyorum.

Hele de Kadın Büyükelçiler, diplomatlar.

Bence “Bomboş” bir açıklama. Türk Dışişleri Bakanlığı yapmak zorunda kalmış. bırakılmış.

Eminim Türk Büyükelçiler, yurtdışında özellikle kadın haklarının vurgu yaptığı Almanya, İsveç, Finlandiya, Avrupa ülkeleri ve ABD”de çalışanlar o ülke gazetecilerinin ağırlıklı sorularıyla karşılaşacaklar ve acaba ne cevap verecekler.

Tamam ilk soruda yukarıda yazdırılan açıklamayı okuyacaklar da sonrasında ne cevap verecekler.

Türk Büyükelçilerin son zamanlarda karşılaştıkları en zor soru bu olacaktır.

error: Content is protected !!